08 Haziran 2008 Pazar

İngilizce Gramer -TENSE ler-

GENEL OLARAK TENSE

Nedir? Ne işe yarar?

Olayın ne zaman gerçekleştiğini gösteren şeydir. Fiilin zamanını belirtir.

Neden / Nasıl isimlendiriliyorlar?

Present

mevcut (şu anla ilişkili)

V1

Past

geçmiş (pass fiilinin V3 biçimi)

V2

Future

gelecek

will + V1

Perfect

tamamlanmamış

V3

Continuous/Progressive

süreklilik gösteren

Ving

Ana cümledeki yüklemler, yardımcı fiiller de dahil, tensin ismini oluştururlar. Am, is, are, have ve has yardımcı fiilleri (auxilary verbs) V1, was, were ve had yardımcı fiilleri ise V2 durumundadırlar.

Examples:

I have been watching TV. (present perfect continuous tense)

V1 V3 Ving

I will have finished my project by the time you graduate. (future perfect tense)

will+V1 V3

I had been working with her father for 35 years when my wife deserted me. (past perfect cont)

V2 V3 Ving

TÜM TENSELER

Future

Future continuous

Future perfect

Future perfect continuous

Present

Present continuous

Present perfect

Present perfect continuous

Past

Past continuous

Past perfect

Past perfect continuous

NOTE: En kaba biçimiyle, tense uyumu siyah çizginin altı ve üstü ile belirlenir. Siyah çizginin üstündekiler kendi aralarında, altındakiler de kendi arasında birleşirler. Daha ayrıntılı olarak:

Temel cümlecik

Yan cümlecik

Simple present

Simple present

Future

Simple present

Present perfect

Present continuous

Future perfect

Simple present

Simple past

Simple past

Past continuous

Past perfect

Past continuous

Simple past

Past perfect

Simple past

Past perfect continuous

Simple past

SIMPLE PRESENT TENSE

FORM (yapı)

I, You, We, They

V1 do

He, She, It

V1 + (e)s does

1. Yüklem ve yardımcı fiil özneye göre şekil değiştirir.

  • I/you/we/they rely on what he/she says.
  • She relies what we say.
  • I don’t know why she doesn’t like my brother.

2. “Do” ve “does” yardımcı fiilleri düz cümlede yer aldığında vurgu ifade eder. [1]

  • I do study on climate, I swear.
  • She does know everything about our relationship.

I,

am

He, She, It

is

You, We, They

are

3. to be fiili present tense’te özneye göre am, is, are olur.

  • I am a doctor but he is a nurse.

USAGE (kullanım)

1. Alışkanlık, devamlı davranış (habitual)

  • I eat breakfast every morning.

2. Doğal gerçekler, bilimsel hakikatler (natural facts)

  • The earth revolves around the sun.
  • Coffee grows in Brazil.

3. Anlatım, öyküleme (spor müsabakası, masal, roman vs.)

  • The story begins with a murder.
  • Faith conquers Istanbul in 1453, and then rearranges the governing style.

4. Tarifeli düzenlemelerde (timetable and schedule)

Olay gelecek zamanda gerçekleşecek olmasına rağmen, özellikle

a) toplu taşıma araçlarının ayrılış-varış vakitleri,

b) resmi binalar, işyerleri ve okulların açılış kapanış saatleri

c) toplantı ve imtihanların vs. başlama-bitiş vakitleri

için kullanılır. Ortak özellikleri bu zamanların bir makamca önceden belirlenmiş olmasıdır.

  • The exam starts at 5 o’clock.
  • The train arrives on Monday next week.

Zaman yan cümle bağlaçları

When, after, before, once,

until, while, by the time

as soon as, whenever etc.

5. Zaman yan cümlesinde (in time clause)

Olay gelecek zamanda geçse bile zaman cümlecikleri içlerine will almazlar. Bunların yerine yan cümleciğin tensi present olur.[2]

  • I will go to my parents after I have my breakfast.
  • I will have finished my Project by the time the manager returns from Canada.

6. If Clause’larda type I’in if-cümleciğinde, type 0’ın her iki tarafında yada benzer diğer conditional’larda will yer almaz, bu yapılarda present tense (veya present perfect tense) kullanırız.

  • If I see my doctor, I will complain about my finger pain.
  • If you smile, they smile, too.
  • I will not go unless she comes.

ZARF İPUÇLARI (sıklık ve devamlılık belirten zaman zarfları)

Sıklık belirten zarflar

always,

usually,

often, frequently

sometimes, occasionally

rarely, seldom, never

Every … (day, week, year etc.)

Every other day (gün aşırı)

Every single day (her Allah’ın günü)

Once/twice a day/year etc

three/five times a day/week etc.

PRESENT CONTINUOUS TENSE

FORM (yapı)

1. Amn’t diye bir kullanım yoktur: Zorunluluk durumunda, mesela tag question durumunda, aren’t bunun yerine kullanılır.

  • I am looking after my baby well, aren’t I?

2. state verbs (durum belirten fiiller): Continuos tense’lerle kullanılmayan yüklemler vardır.

agree, assume, believe, belong to, contain, cost, disagree, feel, hate, have, hope, know, like, look, love, own, prefer, realise, regret, resemble, smell, taste etc

GENEL BIR TASNIF

Mental states

know, think, realize, believe etc.

Emotional states

like, love, hate, dislike, envy, surprise, astonish, enjoy etc.

Possession states

have, own, belong to, possess

Sense perceptions

taste, smell, feel, see, hear

Others

seem, sound, resemble, look, appear, look like etc.

a) Bunlar hiçbir continuous tense ile kullanılmazlar. Ancak gerund veya participle olabilirler.

§ I am knowing everything. [YANLIŞ]

§ Knowing everything is impossible. [DOĞRU] [gerund][3]

§ A company knowing everything about its workers can be dangerous. [DOĞRU] [participle][4]

b) Yukarıdaki fiillerin bir kısmı state verb olan anlamlarının dışında da anlamlara sahiptir, diğer anlamaları continuous yapılarla kullanılıyor olabilir.

  • This food tastes disgusting.[5]
  • My mother is tasting your soup now, father.[6]

§ It smells horrible. Why are you smelling it every minute?[7]

§ I think you are a dumb.[8]

  • They are thinking about sending a spaceship to the moon.[9]
  • I am thinking about my future.[10]

§ I see three women walking right now.[11]

  • I am seeing you there in 5 minutes.[12]

  • You look very angry right now.[13]
  • Yes, you are looking at a very-angry-man right now.[14]

§ We have an apartment in Adana.[15]

  • I am having a hard time with this naughty kid.[16]

USAGE (kullanım)

1. halihazırdaki eylem

  • The students are sitting at their desks right now.

2. Şu anda değil, ancak şu sıralarda yapılan eylem (süreklilik gerektirir)

  • This student is taking five courses this semester.
  • They are working hard to pass the exam.

3. Planlanmış gelecek (kişisel)

Gelecek zaman belirten bir zarf ile birlikte kullanılır. “to be going to dokalıbıyla yakın anlamlıdır.

  • “What are you doing next Sunday?” “I am playing tennis next Sunday.”
  • I am seeing Mr. Johnson at 5 o’clock tomorrow evening.[17]

NOT: Kontrol edemediğimiz olaylar için bu yapıyı kullanamayız. Kişisel olaylarda, önceden planlanmışlık varsa kullanabiliriz.

  • It is raining tomorrow. [Yanlış]
  • It is going to rain tomorrow. [Sadece hava tahminci isek veya bir bilgiye istinaden konuşuyorsak]

4. Sıklık belirten zaman zarflarıyla kullanıldığında (özellikle always) şikayet ve sızlanma anlamına gelir.

  • I am always/constantly/forever picking up your dirty socks.

NOT: Past continuous ile de bu anlamda kullanılır.

  • I had a roommate last year. She was always leaving her dirty clothes on the floor.

5. to be+being+adj Kendisinden beklenmeyen bir davranışı kişi göstermeye başladığında kullanılır.

  • Nowadays you are being very selfish.

NOT: Her sıfat ile kullanılmaz. Dolayısıyla

  • You are being very old. [YANLIŞ, eğer mizahi bir kullanım yoksa]

ZARF İPUÇLARI

“şu an” veya “bu aralar” anlamındaki zarflar

Süreklilik belirten zarflar

At the moment, at the time being, at the present, currently, just, still, now, right now, nowadays, these days etc.

More and more

PRESENT PERFECT TENSE

Türkçe’de karşılığı olmayan bir tenstir. Eski Türkçe’de ve halen bazı ağızlarda kullanılan “Annen eve gelik mi?, Yoğurdu yapık mı? Çocuğa bakık mı?” şeklindeki kullanımlar yardımcı olabilir. İş geçmişte başlamış ve şu anda tamamlanmıştır. Aslolan işin zamanı değil, kendisidir veya gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğidir.

I, You, We, They

have

He, She, It

has

FORM (yapı)

1. Yardımcı fiil özneye göre değişir.

  • She has gone to Izmir.
  • They have gone to Izmir.

USAGE (kullanım)

1. Etkisi hala devam etmekte olan geçmiş kökenli eylem.

  • We have been abroad for years. (Yıllarca yurtdışında bulunduk)
  • Have you passed the exam? (Sınavı geçtin mi?)
  • I have never gone to Izmir.
  • I have never been to Izmir.
  • She has been to Izmir. (Şimdiye kadar İzmir’de bulunmuşluğu vardır. Şu anda değil)
  • She has gone to Izmir. (Şu anda İzmir’de veya İzmir yolunda.)
  • We have beaten the Samsunspor. (Kutlama hala sürüyor veya yeni olay)

Karşılaştırınız

  • I have lost my keys. (Anahtarlar hala kayıp)
  • I lost my keys. (Anahtarları bir ara kaybetmiştim.)

  • Bill has won several races on this horse. (Bill hala yarışıyor.)
  • Bill won several races on this horse. (Bill artık yarışmıyor, veya bu atla yarışmıyor.)

2. Yeni olay

  • Have you heard the news? Someone has killed the Prime minister. (Haberi duydun mu? Biri başbakanı öldürmüş.)

3. the best/first + N + present perfect/(continuous)

Sıralama sayısı ve superlative sıfat almış isimlerin relative clause’larındaki tense present perfecttir.

  • This is the first time (that) I have eaten such a delicious apple.
  • You are the most beautiful girl (that) I’ve ever seen.
  • This is the third time (that) Jim has been phoning. (Telefon o anda çalıyor)

NOTLAR

1. Present Perfect ile sorulan soruya Simple Past ile yanıt verilebilir.

Tense geçmişe ait bir tarih veya zaman zarfıyla kullanılmaz. Ancak zaman belirtmek için present perfect ile sorulan bir soruya simple past ile cevap verilebilir.

  • Have you found your keys?
  • Yes, I found them yesterday morning.

2. Present Perfect ve zaman zarfı

Tense geçmişe ait tarih veya zamanla kullanılamaz. Eğer vakit verilmiş ise, hala o vaktin içinde olunduğu anlaşılır. Karşılaştırınız:

  • Have you read the paper this morning? (Hala sabah)
  • Did you read the paper this morning? (Aynı gün ancak artık sabah değil)

  • I haven’t shaved today. (Henüz tıraş olmadım. Hala olabilirim.)
  • I didn’t shave today. (Her zamanki tıraş vaktimi geçirdim. Bugün tıraş olmayacağım)

PRESENT PERFECT TENSE İLE SIK KULLANILAN ZAMAN ZARFLARI

So far, up to now, until now

In/over/during the last/past few days/weeks/months etc.

Lately, recently

Before (now)

Since, for

Today, this morning/week/year etc.

Several times this week/month/year etc

Still, yet, already, just

NOT: Bu zaman zarflarının bir kısmı farklı tenseler ile de kullanılabilir. İnceleyiniz.

SO FAR, UP TO NOW, UNTIL NOW

  • He has mended many cars so far/up till now.

OVER/IN/DURING THE PAST/LAST FEW YEARS ETC

  • Prices have fallen sharply over the past six months.
  • I’ve met a lot of people in the last few days.

TODAY, THIS MORNING/WEEK/YEAR ETC.

  • I’ve written three letters this morning.
  • Ron hasn’t worked very hard this term.

EVER-NEVER[18]

  • “Have you ever eaten caviar? (in your life)” “No, never.”

Compare (simple past-present perfect)

ü “Ever” ve “never” simple past ile geçmişteki alışkanlık için kullanırlar.

  • Did you ever go to the cinema? [simple past] (Hiç sinemaya gider miydiniz?)
  • When he was young, he never bothered too much about his appearance. [simple past] (Gençken asla görüntüsüyle bu kadar uğraşmazdı.)

extra

  1. not ever & never: hiç bir zaman, asla, hiç

Nothing ever happens here. (Burada hiçbirşey asla olmaz)

Don’t you ever get tired? (Hiç yorulmaz mısın?)

I’ll never ever do that again! [informal] (Bunu bir daha asla yapmayacağım)

  1. ever: herhangi bir zaman

If you’re ever in Miami, come and see us? (Eğer bir vakit Miami’ye gelirsen, gelip bizi gör)

  1. ever: her zaman

He said he would love her for ever.

She married the prince and they lived happily ever after.

Paul, ever the optimist, agreed to try again.

LATELY

  • Have you seen Robert lately? (not Did you)

with different tense

  • She had lately returned from India. [mid position[19]] [past perfect]
  • It is only lately that she has been well enough to go out. (Ancak son zamanlarda dışarı çıkabilecek kadar iyi oldu)

RECENTLY

  • A new school has recently opened in New Road. [present perfect] [mid position]
  • Have you used this computer recently? [present perfect]

with different tense

  • I saw Dave recently. [simple past]

BEFORE

  • Nothing like this has happened before. [before=before now] [present perfect]

with different tense

  • Why didn’t you ask me before? [before=before then] [simple past]

FOR

  • He has been abroad for 8 years. [for+time]

compare

  • I have studied on this major since 1997. [since +date/event]
  • I have studied on this major for 5 years. [for+time/period itself]

with different tense

  • He worked for this factory for 8 years. [simple past]

extra

  • We must begin planning now, for the future may bring unexpected changes. [for=because] [başta yer almaz][20]

Not: Before, for, recently sıklıkla hem present perfect hem de simple past ile kullanılırlar

ALREADY

  • The cease-fire has already been violated. (Ateşkes çoktan/zaten/halihazırda ihlal edildi) [Pre. Perfect]

with different tense

  • The film had already begun by the time we got to the cinema. (Sinemaya gittiğimizde film çoktan/zaten başlamıştı) [Past Perfect]
  • Shall I tell Liz the news or does she already know? [Present]

SINCE

  • He has been in Çanakkale since 1996. [since + date]
  • I met Freddie in June and I haven’t seen him since (then) [since / since then]
  • They haven’t quarreled since they left school. [present perfect +since+ simple past]
  • “They’ve split up.” “Since when?”
  • They were divorced three years ago, and she has since remarried. [mid position]
  • The original building has long since been demolished. [mid position]

with different tense

  • Since I’ve lived here, I haven’t seen my neighbours. [present perfect+since+present perfect] [ender; ancak since-cümlecik ve ana cümle eylemi şu anda devam ediyorsa kullanılabilir][21]
  • Since the party she had only spoken him once. [past perfect +since+any date/event][22]

extra

  • Since when did he ever listen to me? (Ne zaman beni dinledi ki?) [kızgınlık]
  • We thought that, since we were in the area, we would stop by and see them. [since=because]

note

1. Aşağıdaki durumda “since” zaman bağlacından önceki cümle present iken sonraki cümle past veya present perfect olabilir. Bazıları since-cümlesinin present perfect olmasını doğru kabul etmez.

  • It is five years since I last saw Murat. [It is ... time since + simple past]
  • How long is it since we last went to the theatre? [It is ... time since + simple past]
  • It is five years since I have seen Murat. [It is ... time since + present perfect]

YET

  1. I haven’t made up my mind yet.[23] (Henüz karar vermedim). [Pre. Perfect]
  2. We have yet to decide what action to take. =We haven’t decided what action to take yet. [have yet to do=haven’t done yet][24]

with different tense

  • I’m hungry. Is dinner ready yet? (Açım, yemek henüz/hala hazır değil mi?) [present]

extra

  1. NOW

a) şimdi, daha, henüz

Don’t go yet? (Daha/şimdi gitme?)

We don’t need to start yet. (Şimdi/daha/henüz başlamamız gerekmiyor)

b) hala, daha, henüz

There is time yet. (Hala/daha/henüz vakit var)

He is yet a child. (Hala/daha/henüz çocuk)

  1. NEVERTHELESS, BUT

a) eninde sonunda

We’ll go there yet. (Eninde sonunda oraya gideceğiz)

b) ama

It is strange, yet true. (Garip ama gerçek)

He's overweight and bald, (and) yet somehow, he's incredibly attractive.[25]

  1. MORE

Yet another diet book. (Yeni bir diyet kitabı daha)

Snow, snow and yet more snow (kar kar ve hala kar)

STILL

  • I still haven’t reached my aim. [Pre. Perfect] [before a negative auxiliary verb][26]
  • I haven’t still reached my aim. [YANLIŞ]

with different tense

  1. You are still talking. [present continuous]
  2. Jack lost his job a year ago and is still unemployed. [Present]
  3. Although he promised to come, I still didn’t think he would.[simple past]

compare

  • I wrote to him last week. He hasn’t replied yet. [Hala yanıt bekliyorum]
  • I wrote to him months ago and he still hasn’t replied. [şu ana kadar cevap yazmalıydı]

extra

  • “Still” aynı zamanda Sessiz, sakin, kımıldamayan, durgun vs anlamında sıfattır ve zarftır.

Still water (durgun su)

a still summer’s day (rüzgarsız bir yaz günü)

the still of the night (gecenin sessizliği)

Still water runs deep. (Durgun su derin akar; yumuşak atın çiftesi pek olur)

Do you sit still please? (Lütfen biraz sakince oturur musun?)

PRESENT PERFECT CONTINUOUS

USAGE (Kullanım)

1. Geçmişte başlayıp belirli bir süre devam etmiş eylemin süreci sorulur veya belirtilirken kullanılır. Eylem devam etmektedir veya etmesi muhtemeldir.

  • How long have you been learning English?
  • He’s been watching television all day.
  • She has been playing volleyball since she was eight.

2. Geçmişte başlayıp belirli bir süre devam etmiş eylemin etki veya izleri şu anda gözükmektedir. Eylem devam etmeyebilir.

  • You are out of breath. Have you been running?
  • Why are your clothes so dirty? What have you been doing?

CLUES: İPUÇLARI

How long, for, since

Not:

Present Perfect Tense how much, how many (ne kadar) veya how many times (kaç kez) durumlarını sormak ve söylemek için kullanılırken, Present Perfect Continuous Tense how long (ne zamandır) durumunu sormak ve söylemek için kullanılır.

Ø How long have you been reading that book?

Ø Mary is still writing letters. She’s been writing letters all day.

Ø They’ve playing tennis since 2 o’clock.

Ø How many pages of that book have you read?

Ø Mary has written ten letters today.

Ø They’ve played tennis three times this week.

SIMPLE PAST TENSE

FORM

Vurgu için yardımcı fiil olumlu cümlede kullanılır.

  • He did break the vase.

USAGE (Kullanım)

1. Geçmişte yaşanmış bitmiş olaylar.

  • I met him in 1996. (zaman zarfı)
  • I met him when he visited the Prime Minister. (zaman zarf cümlesi)

Metin Kutusu: CLUES    In 1996, yesterday,  last week/month/year etc.  two days/months ago 2. Geçmiş alışkanlık (habitual)[27]

a) used to

  • He used to smoke 30 cigarettes a day.

a) sıklık zarfları ile[28]

  • He smoked 30 cigarettes a day until he gave up.
  • They never visited their grandmothers.
  • Did you ever watch TV when you had some guests?
  • I always drank milk for my breakfast in the village.

3. UNREAL SITUATINOS[29] ve It’s time: Yapının simple past ancak anlamın şu anı (present) kastettiği kullanımlar,

a) wish clause

  • It’s a pity you don’t know how to type. I wish you knew how to type.

b) if only= I wish

  • If only your mother were alive now.

c) would rather, would sooner, would just as soon[30]

  • My father is going to sell his old car, but I’d rather he didn’t.

d) If clause

  • If I had one million dollars now, I would buy a new jeep.
  • If he were to invite us again, it would be a big surprise.

e) as if, as though

  • We know that he is guilty, but he acts as if he were innocent.

f) It is (high) time

  • Children! It is 12 o’clock right now. It is (high) time you went to bed.

g) Would you mind if…[31]

  • Would you mind if I left the meeting early?

PAST CONTINUOUS TENSE

USAGE (Kullanım)

1. Geçmişteki bir olay veya anla kıyaslandığında belirli bir suredir devam etmekte olan olaylar için kullanılır.

a) geçmişte o anla eş zamanlı olarak

  • While I was watching TV, he was studying his lesson.
  • At eight o’clock I was having breakfast.

b) geçmişte o andan önce başlamış olarak

  • Just as I was getting into the house, I heard an explosion.
  • When I arrived, he was reading a book.
  • While/as/when I was walking in the park I saw two men fighting.

Compare:

  • When he saw the murderer, he called the police.
  • When he saw the murderer, he was calling the police.

İki taraf da simple past ise when bağlaçlı taraf daha önce gerçekleşmiştir.

2. Geçmişe ait anlatı

  • Tom was reading and I was watching.. Suddenly the doorbell rang. We both looked up.

3. Geçmişteki tedrici/peyderpey/zamanla değişimlerde[32]

  • It was getting darker.
  • The wind was rising.
  • More and more men were coming.

4. kibar isteklerde. Burada anlam şimdiki zamandır. (I was thinking/wondering…)

  • I was wondering if you could give me a lift. (Rica etsem beni arabanızla bir yere bırakabilir misiniz?)

PAST PERFECT TENSE

USAGE (Kullanım)

1. Geçmişteki bir olay veya andan daha önce gerçekleşmiş veya o anda bitmiş olaylar için kullanılır. Yalnız başına kullanılmaz. Ya Past bir cümleyle bağlıdır veya zaten past olan bağlamda bir geriye dönüş yaşanmıştır.

  • By the time I returned home he had already left.
  • When/After he (had) completed his project, he took his annual leave.
  • Before the police arrived, the thieves had already gone away.
  • She had been married for 7 years when her son was born
  • I came to the city when I was young. I hadn’t had any business experience but I became rich in 5 years.

Not:

no sooner … than

no sooner + past perfect + than +simple past

  • She had no sooner finished cooking than her friend came in. [normal:regular]
  • No sooner had she finished cooking than her friend came in. [devrik: inverted]

hardly/scarcely … when/before

no sooner + past perfect + when/before +simple past

  • Jim had hardly/scarcely reached London when he was called back. [normal:regular]
  • Hardly had Jim reached London when he was called back. [devrik: inverted]

§ Hardly had a moment passed before the door creaked open.

2. Geçmişte UNREAL durumlar: Yapının past perfect ancak anlamın past’ı kastettiği kullanımlar

a) wish clause

  • It’s a pity you were absent from the meeting yesterday. I wish you had been present.

b) if only= I wish

  • If only he had studied his lessons instead of wasting of time.

c) would rather, would sooner, would just as soon[33]

  • My friend took me to the student opera. I’d rather he had taken me to the theater instead.

d) If clause

  • If he had studied hard last year, he could have passed all his exams.

e) as if, as though

  • She acts as if nothing had happened yesterday.[34]

3. Reported speech durumunda hem pastın hem de present perfectin geçmişi olarak kullanılır.

  • “I have read five books so far.” “She said she had read five books until that time.”
  • “I read five books in 2002.” “She said she had read five books in 2002.”

PAST PERFECT CONTINUOUS TENSE[35]

USAGE (Kullanım)

1. Geçmişteki bir olay veya andan daha önce süreklilik gösterip olay anında bitmiş ancak izlerin belirli olduğu olaylar. Yalnız başına kullanılmaz. Ya Past bir cümle veya past bir bağlam söz konusudur.

  • When he first met me, I had been working as a teacher (for five years}.
  • It had been snowing since Wednesday, so we couldn’t go out.
  • Burt was so angry. He had been looking for you everyday for a week.

2. past perfect continuous, present perfect continuous tense’in past şeklidir.

  • Her eyes are red because she has been crying.
  • Her eyes were red because she had been crying.

compare:

When we met Simon and Pat, they had been riding. (=we met after they had finished)

When we met Simon and Pat, they were riding. (=we met while they were riding)

When I got home, water had been leaking through the roof. (=it was no longer leaking when I got there)

When I got home, water was leaking through the roof. (=it was leaking when I got there)

SIMPLE FUTURE TENSE

FORM

1. I ve we için shall ve shan’t kullanılabilir. Ancak artık çok nadiren karşımıza çıkmaktadır.[36]

  • When I retire, I shall/will have more time for painting.[37]
  • The stronger we are, the more we shall/will be able to help others.[38]

USAGE (Kullanım)

1. Anlık kararlarda (decision at the time of speaking)

  • I’m afraid we are lost. I’ll stop and ask the way.[39]
  • “Is that the phone?” “Don’t worry. I’ll get it.”[40]
  • It’s late. I think I’ll go to bed now.[41]

2. Geleceğe yönelik tahmin, varsayım ve şüphe için (prediction)[42]

  • I imagine the stadium will be full for the match on Saturday.[43]
  • Why not come over at the weekend? The children will enjoy seeing you again.[44]
  • Next year, no doubt, more people will enter the competition as the prize money increases.[45]
  • I’m afraid they won’t be able to complete the marathon.[46]
  • Probably/possibly/perhaps the company will need new employees.[47]

3. Sözlerde (promise)

  • “I’ll be back soon,” she promised.[48]
  • I guarantee that you’ll enjoy the party.[49]

4. gönüllülük (willingness)[50]

  • I’ll check this letter for you, if you want.[51]
  • Sam won’t go to the dentist. He simply refuses to make an appointment.[52]

CLUES: İPUÇLARI

Soon, before long, shortly

Next week/month/year etc.

Tomorrow

  • John is out, but he’ll be back soon. (John dışarıda ama az sonra geri gelecek)
  • Could you wait for a while? I’ll be with you shortly. (Biraz bekleyebilir misiniz? Az sonra sizinle ilgileneceğim)
  • It seems to me that there will be serious conflict before long. (Bana öyle geliyor ki çok geçmeden/kısa zaman içinde ciddi bir çatışma olacak)
  • He will go to Poland next week. (Gelecek hafta Polonya’ya gideceğiz)

NOT: Adverbial Clauses of Time ve Conditional Clause’larda will kullanılmaz.

a) Adverbial Clauses of Time

§ After you go another 50 meters, you’ll see a path to your left.[53]

§ When you see Dennis, tell him he still owes me some money.[54] [55]

§ Wait here until I call you.[56]

b) Conditional Clauses (if, unless, in case, provided)

§ Let me know if he says anything interesting.[57]

§ Provided the right software is available, I should be able to solve the problem.[58]

§ I’ll bring a compass in case we get lost.[59]

FUTURE CONTINUOUS TENSE

USAGE (Kullanım)

1. Gelecekte belirli bir anda bir müddet boyunca olacak olay için.

  • Next Friday, the President will be celebrating ten years in power.[60]
  • The plane will be traveling at twice the speed of sound when it passes overhead.[61]
  • I will be saying more about that topic in my next lecture.[62]

2. Gelecekteki olay önceden alınmış bir karar veya düzenlemenin bir sonucu olarak vuku bulacağında (previous decision or arangement)

  • She will be performing every day until the end of the month.[63] (part of a schedule)
  • I’ll be seeing Tony on Tuesday. That’s when we usually meet.[64]

Compare

present continuous [for future] and future continuous

a) Genel olarak ikisi de düzenlenmiş veya kararlaştırılmış gelecekteki işler için kullanılır.

  • We will be/are leaving for Istanbul at 7.00 in the evening.
  • Professor will be/is giving the first presentation at the conference.

b) Ancak şaşırtıcı ve beklenmedik olaylarda Present Continuous tercih edilir..

  • Have you heard the news? Dr Radford is leaving. (rather than … will be leaving)

CLUES: İPUÇLARI

This time tomorrow/next week etc.

§ This time tomorrow, I’ll be driving to Bodrum.

Compare

Future continuous and will

Ann will help us organize the party.

(=She is willing to help)

Ann will be helping us to organize the party.

(a previous arrangement)

Will you come to the concert?

(an invitation)

Will you be coming to the concert?

(asking about a possible previous arrangement)

We’ll join you in half an hour.

(=I have just decided)

We’ll be joining you in half an hour.

(a previous arrangement)

SIMPLE FUTURE: decisions, willingness to do things, inviting, promising

FUTURE CONTINUOUS: events/actions previously arranged

FUTURE PERFECT TENSE

USAGE (kullanım)

1. Gelecekte belirli bir zamanda bitmiş olaylar için kullanılır.

§ Let’s hope the volcanic eruption will have finished before we arrive on the island.[65]

§ Although people are now angry about what he did, I’m sure this behavior will soon have been forgotten.

§ By the time you get home I will have cleaned the house from top to bottom.[66]

§ In fifty years’ time, the population of Turkey will have risen to 100 million.[67]

2. Bu tense ‘by now’ ile yüksek olasılıklı tahmin için kullanılır.

§ He will have arrived home by now. (Şu an itibariyle eve varmıştır)

NOT: Bir gelecek zaman zikredilir.

CLUES (İPUÇLARI)

When/before /at the time…

Soon

By the time

In (a week’s etc) time

FUTURE PERFECT CONTINUOUS

USAGE (kullanım)

1. Gelecekte belirli bir zamanda bir müddet davam edip bitmiş olaylar için

§ On Saturday, we will have been living in this house for a year.

§ Next year I will have been working in the company for 30 years.

NOT: Gelecekte bir zaman ve bir periyot zikredilir.

NOT: “State verbs” continuous olmaz.

  • Next month I will have known Derek for 20 years. (not…will have been knowing..)

GOING TO DO

FORM

to be going to do

USAGE (kullanım)

1. Düzenlenmiş VEYA niyetlenilmiş gelecek olaylar için (intended or arranged) Bu yönüyle Future Continuous ve gelecek için kullanılan Present Continuous ile benzeşir.

  • She’s going to make/making a speech at the conference next week.
  • I’m tired. I’m not going to work/working any more tonight.

2. Geleceğe yönelik delilli tahminlerde. Present continuous bu amaçla kullanılmaz. Will tercih edilmese de kullanılır, özellikle FORMAL ifadelerde.

  • Look at the sky. I think it’s going to / will rain soon.[68]
  • Scientists say that the satellite is going to / will fall to Earth some time this afternoon.

Compare

a. Present Continuous kesin düzenlemelerde (definite arrangement), Going To ise niyetlerde (intention) tercih edilir.

  • I’m still not feeling very well, so I think I’m going to see the doctor some time this week. (rather than…I think I’m seeing the doctor…)
  • We’re having a party on Sunday, 12th November. Can you come? (rather than…We’re going to have…)

b. going to + go birleşmesinden sakınılır.

  • I’m going to town on Saturday. (rather than…I’m going to go to…)

c. going to + be kullanılır, to be being farklı anlamdadır.

  • John is going to be a shepherd in the school play next week. (not John is being a shepherd…)
  • You are being very selfish. (You are behaving selfishly)

3. was/were going to geçmişte niyetlenilmiş/düzenlenmiş ancak –çoğunlukla- gerçekleşmemiş eylemler için kullanılır.

  • I had bought a new camera. I was going to take pictures during our trip.

BE TO DO (I am to do)

FORM

1. negatiflerde not to’dan önce gelir.

  • You are not to leave.
  • You are to not leave (YANLIŞ)

USAGE (Kullanım)

1. Resmi düzenlemeler, komutlar, talimatler için kullanılır. will, must veya should gibi anlamlar verir.

  • Children are not to be left unsupervised in the museum.[69] (must) [order/instruction]
  • The medicine is to be taken after meals.[70] (should) [instruction]
  • The European Parliament is to introduce a new law on safety at work.[71] (will) [official arrangement]

NOT: Bu yapıyı sadece insanlarca kontrol edilebilecek şeyler için kullanabiliriz.

  • We don’t know where the meteorite is going to land. (not…the meteorite is to land)

2. Koşullu cümlelerin if-cümleciğinde kullanılır ve “if cümleciğindeki koşul sağlanmak isteniyorsa ana-cümledeki eylem yapılmalıdır,” şeklinde anlam verir. Normal koşullu cümlelerde if-cümleciği gerçekleştiğinde ana-cümledeki eylem oluşur şeklinde anlam vardır.

  • The law needs to be revised if justice is to be done. (Eğer adaletin gerçekleşmesi gerekiyorsa, yasa gözden geçirilmeli)[72]

Compare

  • Jones needs to improve his technique if he is to win gold at the next Olympics.[73]
  • Jones will retire from athletics if he wins gold at the next Olympics.[74]

GEÇMİŞTEN GÖZÜKEN GELECEK

(The future seen from the past)

The future from now…

The future from the past…

The new computer will arrive next week.

Our computer was broken and we hoped the new one would arrive soon.[75]

I am going to grow tomatoes and carrots this summer.

During the winter I decide that I was going to grow tomatoes and carrots when the summer came.[76]

I’m collecting my mother from the station this afternoon.

I left the meeting early because I was collecting my mother at 3.30.[77]

As it’s raining, I think I’ll be going home by taxi.

Jane she said that she would be going home by taxi because of rain.[78]

The exam will have finished by 3 o’clock, so I’ll see you then.

The exam was so easy that most people would have finished after 30 minutes.[79]

The Prime Minister has announced that there is to be an election on may 1st.

I was on holiday in Greece when I heard there was to be an election back home.[80]

The workers are to be transferred to a new factory on the outskirts of town.

She was given a tour of the factory where she was later to be transferred.[81]

The performance is about to[82] begin. Please take your seats, ladies and gentlemen.

The performance was about to begin when someone started screaming.[83]

Compare

Was/were to do ST vs was/were to have done ST

Was/were to do ST gerçekleşmiş olaylar için kulanılırken, was/were to have done ST düzenlenmiş veya planlanmış ancak gerçekleşmemiş olaylar için kullanılır.

  • At the time she was probably the best actor in the theater company, but in fact some of her colleagues were to become much better known.[84]
  • He was to find out years later that the car he had bought was stolen.[85]

§ I was to have helped with the performance, but I got flu the day before.[86]

  • There was to have been a ban on smoking in restaurants, but restaurant owners have forced the council to reconsider.[87]



[1] Aynı durum Simple Past Tense için de geçerlidir. “I did visit my grandmother yesterday.”

[2] Olup-bitmişlik anlamı vermek için zaman belirten zarf cümleciklerinde present perfect tense de kullanılır.

· I will go to my parents after I have had my breakfast.

[3] Türkçesi: Her şeyi bilmek mümkün değildir. Burada fiile –ing eki getirilerek fiil isim yapılmış.

[4] Türkçesi: Çalışanları hakkında her şeyi bilen bir şirket tehlikeli olabilir. Cümlenin aslı “A company which knows everything about its workers can be dangerous” şeklindedir. Burada çekimli bir yüklem çekimsiz hale getirilmiş.

[5] Yemeğin tadı iğrenç.

[6] Annem şu anda yaptığın çorbanın tadına bakıyor, baba.

[7] Korkunç kokuyor. Niçin her dakika onu kokluyorsun?

[8] Sanırım sen bir salaksın

[9] Aya bir uzay gemisi göndermeyi düşünüyorlar.

[10] Geleceğim hakkında düşünüyorum.

[11] Şu anda üç kadını yürürken görüyorum

[12] 5 dakika sonra orada buluşalım

[13] Şu anda çok kızgın görünüyorsun

[14] Evet şu anda çok kızmış bir adama bakıyorsun

[15] Adana’da bir dairemiz var

[16] Bu yaramaz çocuk beni çok uğraştırıyor

[17] Sayın Johnson’la yarın sabah saat 5’te buluşacağım/buluşacağız-görüşeceğiz.

[18] Pek çok tense ile kullanılır. Present perfect ile kullanıldığında “şimdiye kadar hiç” anlamına gelirken, simple past ile kulanıldığında geçmişte alışkanlık için kullanılır.

[19] Yardımcı fiille ana fiil arası, veya yardımcı fiil yoksa ana fiilden öncesi

[20] Zira anlamındadır. Sebep beyan eder ama bu anlamdaki “for”, tıpkı Türkçe’deki “zira”da olduğu gibi, kendisiyle başlamaz.Ana cümleden sonra yer alan bağlı cümle başında yer alır.

[21] dolayısıyla since cümleciğinin yüklemi live, be, stay, have gibi bulunmak, sahip olmak anlamında bir fiilse mümkün olur.

[22] Past perfect tense her zaman present perfect tense’nin geçmişi olarak kullanılır.

[23] make up one’s mind=decide

[24] do=V1, did:V2 ve done V3 için kullanılmaktadır.

[25] Şişman ve kel, (ve) ama nasıl oluyorsa, dayanılmaz biçimde çekici.

[26] Still negatif cümlelerde yardımcı fiilden önce yer alır

[27] bir modal olan would da geçmişte alışkanlık göstermek için kullanılır. Bkz. MODALS

[28] how often (ne kadar sık) sorusuna cevap olacak sıklık zarfları (ever, never, usually, always, sometimes, often, every day/week etc, once/twice/three times a day etc.)

[29] Şu anın UNREAL durumlarında (simple pastl zamanlı), tüm cinsiyetlerde was yerine were kullanılması tercih edilir.

[30] Would genellikle ’d olarak kısaltılır. Aynı şekilde kısaltılan HAD yardımcı fiili ile karıştırılmamalı.

[31] Aslında yapıca TYPE II bir koşul cümlesi. Ancak gramerce doğru kabul edilmese de cümlenin if-kısmı present tense olarak da kullanılmakta. “Would you mind if I leave the meeting early?”

[32] Tedricilik veya zamanla değişim tüm continuous yapıların genel hususiyetidir.

[33] Would genellikle ’d olarak kısaltılır. Had yardımcı fiili ile karıştırılmamalı.

[34] Görüldüğü gibi bir anda present tense ile past perfect yan yana gelmiş oldular.

[35] Present perfect continuous’un geçmişte gerçekleşmesi durumunda kullanılır.

[36] Shall aynı zamanda izin ve teklif için kullanılan bir modal’dır ve bu işleviyle hala yaygın olarak kullanılır.

[37] Emekli olduğumda, resim yapmak için daha çok vaktim olacak.

[38] Ne kadar güçlü olursak, o kadar diğer insanlara yardımcı olabiliriz.

[39] Korkarım kaybolduk. Durup yolu soracağım.

[40] “Çalan telefon mu?” “sorun değil, ben bakarım” [Burada gönüllülük de var]

[41] Geç oldu. Sanırım yatmaya gideceğim.

[42] I hope, I imagine, I think, I suppose sık sık bu şekilde kullanılır.

[43] Sanırım stadyum Cumartesi günkü maçta ful olacak.

[44] Hafta sonu gelsene. Çocuklar seni yeniden görmekten mutlu olacaklardır.

[45] Gelecek yıl, hiç şüphesiz, para ödülü arttığı için daha fazla insan yarışmaya katılacak.

[46] Korkarım maratonu bitiremeyecekler.

[47] Galiba şirketin yeni işçilere ihtiyacı olacak.

[48] “Geri geleceğim” diye söz verdi.

[49] Sana garanti veririm ki partiden hoşlanacaksın.

[50] Bu daha çok modal olan will’dir. Örnek anlık karar olarak da yorumlanabilir.

[51] İstiyorsan senin için mektubu kontrol ederim.

[52] Sam dişçiye gitmeyecek/gitmeye gönüllü değil. Randevu almayı reddediyor.

[53] Bir elli metre daha gittikten sonra, sola dönen bir patika göreceksin.

[54] Emir cümleleri bir işin yapılma(ma)sını istediğinden gelecek zamandaki bir şeyi talep eder.

[55] Dennis’i gördüğünde bana hala biraz borcu olduğunu söyle.

[56] Seni çağırıncaya/arayıncaya kadar burada bekle.

[57] İlginç bir şey söylerse haberim olsun/bana bildir.

[58] Doğru yazılım sağlandığı takdirde problemi çözebilirim.

[59] Kaybolma ihtimaline karşın bir pusula getireceğim.

[60] Gelecek Cuma başkan iktidarının onuncu yılını kutluyor olacak.

[61] Uçak üstümüzden geçerken ses hızının iki katında gidiyor olacak.

[62] Gelecek dersimde bu konu hakkında daha fazla şey söylüyor olacağım/söyleyeceğim.

[63] Ay sonuna kadar her gün gösteri yapıyor olacak/yapacak.

[64] Salı günü Tony’yi görüyor olacağım/Tony’deyim. Bu genel görüşme vaktimiz..

[65] Umalım da biz adaya varmadan önce volkanik patlama bitmiş olsun.

[66] Past perfect (continuous) + by the time + simple past

future perfect (continuous) + by the time + present (perfect)

[67] 50 yıl içerinde, Türkiye’nin nüfusu 100 milyona çıkmış olacak.

[68] veya... it will rain soon.

[69] Çocuklar müzede başlarında birisi olmaksızın bırakılmamalı.

[70] Bu ilaç yemeklerden sonra alınmalı.

[71] Avrupa Parlamentosu iş güvenliği ile ilgili yeni bir yasa çıkaracak.

[72] Yada şu çeviriler teklif edilebilir: “Eğer adalet sağlanacaksa, yasa gözden geçirilmelidir.” “Eğer adaletin sağlanması isteniyorsa, yasa gözden geçirilmelidir” “Eğer adalet sağlanmalı ise yasa gözden geçirilmeli)

[73] Eğer gelecek olimpiyatlarda altın madalya kazanmak istiyorsa Jones tekniğini geliştirmelidir.

[74] Gelecek olimpiyatlarda altın madalya kazanırsa Jones atletizmden emekli olacak.

[75] Bilgisayarımız bozulmuştu ve kısa zaman içerisinde yenisinin geleceğini umuyorduk.

[76] Yaz geldiğinde domates ve havuç yetiştireceğime kışın karar vermiştim.

[77] Annemi 3.30’da karşılayacak olduğumdan toplantıyı erken terk ettim.

[78] Jane kendisi yağmur yağdığından eve taksiyle gideceğini söyledi.

[79] İmtihan o kadar kolaydı ki insanların çoğu yarım saat sonra bitirmiş olacaktı.

[80] Arkada anavatanda seçim olacağını duyduğumda Yunanistan’da tatildeydim.

[81] Daha sonra transfer edileceği fabrikayı dolaştırılıyordu.

[82] to be about to: e üzere olmak [I am about to finish: Bitirmek üzereyim.]

[83] Birisi çığlık atmaya başladığında gösteri başlamak üzereydi.

[84] Zamanında tiyatro firmasının muhtemelen en iyi oyuncusuydu ancak işin gerçeği meslektaşları (ileride) daha meşhur olacaklardı.

[85] Satın aldığı arabanın çalıntı olduğunu yıllar sonra öğrenecekti.

Eş zamanlı

Daha önce

do

have done

to do

to have done

doing

having done

[86] Bana gösteride yardım edilecekti ama bir gün önce gribe yakalandım.

[87] Lokantalarda bir sigara içme yasağı olacaktı ama lokanta sahipleri konseye konuyu yeniden gözden geçirme hususunda baskı yaptı.

02 Mayıs 2008 Cuma

İngilizce öğrenmek için ipuçları -1-

* İPUCU 1 *


The Problem:
"Wish Clause" cümleleri


The Tip:
1. Şimdiki zamanda olan, olmasını istedğimiz bir olayı anlatmak için: I wish I were a rich man. (In fact, I am not rich). 1.Tekil şahıs zamirlerinden sonra gelecek yardımcı fiil olarak "were" kullanılır. Konuşma dilinde "was" kullanılmaktadır. (Şimdiki zaman ile ilgili bir dileğimizi anlatırken fiilin "PAST-VERB-II" halini kullanırız.)

2. Geçmiş zamanda olan/olmayan bir durum hakkında aksi şekilde bir şey olması dileğimizi anlatmak için: I wish I had gone to Istanbul yesterday. (I did not go to Istanbul yesterday). (Geçmiş zaman ile ilgili bir dileğimizi anlatırken "PAST PERFECT-HAD+VERBIII" halini kullanırız.




* İPUCU 2 *


The Problem:
s- ve sh- ile başlayan kelimelerin telaffuzu


The Tip:
s- ile başlayan kelimelerin okunuşları ,yine s-ile oluyor. Örneğin, sun, school gbi. sh- ile başlayan bütün kelimelerin okunuşları ş ile başlıyor. örnek: should kelimesinin okunuşu "şud" şeklinde.
Bu kurala uymayan bir kelime ise sure: suur değil şuur diye okunur.



* İPUCU 3*


The Problem:
Bildiğiniz gibi sıfatların bir sırası vardır ve bu sıra hep karıştırılır bunu yenebilmek için size öğrendiğim bir ipucunu yolluyorum.


The Tip:
Formül = OASCOM + Noun

Opinion (herkese göre değişen kavramlar "Beautiful" gibi) Size(boyut "big" gibi)
Age (Yaş "old, fifteen" gibi)
Shape (şekil "square")
Colour (renk)
Origin (nereden geldiği "Italian")
Material (neden yapıldığı "Wooden")

Buna göre sıralama örneği;
It's a "nice old square white Italian wooden" table



* İPUCU 4*


The Problem:
Neden hospital, school gibi kelimelerin başına bazen "the" geliyor,bazen gelmiyor?


The Tip:
Çünkü bu gibi kelimelerde the şu anlamda kullanılıyor:
"I am going to THE hospital" dediğimiz zaman hastaneye tedavi olmak için değil,asıl amacın dışında gidiyorum(örneğin bir hastayı ziyarete) anlamında kullanmış oluruz.Veya;
"I'm going to THE school" dediğimizde de okula asıl amaç dışında gittiğimiz (örneğin ders yapmak için değil,öğretmenle görüşmek için)anlaşılıyor. Bu yüzden bu kelimeleri kullanırken cümlemizin anlamına göre the'yı kullanmalı ya da kullanmamalıyız.



* İPUCU 5*


The Problem:
"niece" & "nephew " arasındaki fark.


The Tip:
İkisi de yeğen anlamına geliyor ama biri kızlar diğeri ise erkekler için kullanılıyor. Ve işte ipucu kız yeğenler daha sevimli olduklarından onlara "nice" sıfatını yakıştırabiliriz. yani:
kız yeğen: niece
erkek yeğen: nephew
bu arada "nice" sevimli anlamına geliyor....




* İPUCU 6*


The Problem:
cinayet,intihar,soykırım arasındaki benzerlik ve farkı bilen var mı?


The Tip:
cinayet: homiCIDE, intihar: suiCIDE, soykırım: genoCIDE. Hepsininde sonu CIDE yani "kill = öldürmek" fiili ile bitiyor.yani hepsinde ölüm anlamı var.intihar "S"ile başlıyor yani "S" ile kendini öldürürsün. genocide "G" ile başlıyor yani "G"enelde herkes topluca ölür.




* İPUCU 7*


The Problem:
simple present tense de doesn't ın --------s takısını alması tekil öznelerde


The Tip:
kişiler tek başına kaldıkları zaman tekil durumda başlarına herşey gelebilir .mesela KAPTIKAÇTI ...DOESN'T GELİR VE -S TAKISINI KAPAR GİDER BU DA OLUMSUZ BİR DURUMDUR



* İPUCU 8*


The Problem:
QUIET ve QUITE arasındaki benzerlik ve anlamını tahmin...?


The Tip:
qUIEt kelimesinde 3 sesli harf yanyana geliyor (U-I-E). Kolay hatırlamak için "yazılırken 3 sesli yanyana gelirse anlamı sessiz olur" diyerek hatırlayabiliriz... quite ise : tam, tamamen; bayağı, epey anlamındadır...




* İPUCU 9*


The Problem:
'AT' kullanımı


The Tip:
İngilizler yemeklerde et (AT) kullanırlar... :))
I had some cheese AT breakfast.
Would you like to eat some chicken AT lunch.
I never have coke AT dinner.




* İPUCU 10*


The Problem:
cancel ile postpone sözcükleri


The Tip:
cancel iptal etmek anlamında call off da iptal etmek, postpone ertelemek put off da ertelemek, ikisinin baş harfine bakınca aynı olduğunu görebilirsiniz. Bu yüzden bu iki kelimeyi karıştırmamalısınız.

İngilizce öğrenmek için ipuçları -2-

* İPUCU 11 *


The Problem:
retired kelimesinin kökeni


The Tip:
retired : emekli
Bu kelimenin kökeninin retire (geri çekilmek) yada return (geri dönmek) yada turn (dönmek) fiili ile tired (yorgun) kelimelerinin birleşiminden olduğunu düşünüyorum.
retire-tired: retired




* İPUCU 12 *


The Problem:
Bottom ve Summit'in karıştırılması..


The Tip:
Bottom => Anlamı: alt, aşağı
Summit => Anlamı : üst, yukarı

Bu iki kelime çokça karıştırılır. Çözümüm şu:
Summit "S" harfiyle başlar ve alfabede "B" harfinden daha üsttedir. Böylece Summit'in üst olduğunu anlarız.



* İPUCU 13*


The Problem:
Lend ve Borrow'un karıştırılması..


The Tip:

Bildiğiniz gibi bu iki fiil cümle içinde kullanıldığında, özellikle de konuşma esnasında karıştırılır.
Çözümüm şu:
**Lend (Okunuşu lEnd) :ödünç vErmEk (Türkçesinde E harfi var)
**Borrow (okunuşu bArrow) :ödünç AlmAk (Türkçesinde A harfi var)




* İPUCU 14*


The Problem:
Making sure you are using the right article.


The Tip:

put: "that" instead of "the" as in ; give me the book=give me that book
"any" instead of "a/an" as in; give me a book =give me any book
of course here "any" is used for its turkish equivalent "herhangi bir"




* İPUCU 15 *


The Problem:
Much ve Many kelimeleri bazen karıştırılır. Hangisi Uncountable hangisi countable?


The Tip:

mUCh=> UC= UnCountable
MUCH kelimesinin içindeki UC, bize bunun uncountable olduğunu anlatır.




* İPUCU 16*


The Problem:
İngilizcede ayları sayarken genelde sonda kalan 4 ayın sıralaması karıştırılır.


The Tip:
Bu son 4 ayın Baş harfleri alındığında ortaya şöyle bir formül çıkar.. (S)eptember, (O)ctober,(N)ovember,(D)ecember sadece baş harfleri düşünürsek: SON-D olur.. Bu aylar sonda olduğu için SON-D formülüyle güzel bir çağrışım oluşturur...




* İPUCU 17 *


The Problem:
Hangi isimlerin sonunda çoğul halde iken eklenen ((s) veya (es)) , (iz) olarak telaffuz edilir?
Örneğin: bells=(bel'z), oranges =(orinc'iz), books=(buks)


The Tip:
İsimler çoğul halde iken ve (k), (p), (t), (f ) harfleri ile biten bütün kelimeler (s) olarak telaffuz edilir.
Örneğin: lamps = (lamps),books=(buks)

Geri kalan isimler her zaman (z veya iz) olarak telaffuz edilir.
Örneğin: rooms=(ruum'z), dogs=(dogz)




* İPUCU 18*


The Problem:
Smell ve Taste fiilleri


The Tip:
Bilindiği gibi taste ve smell fiilleri bazı durumlarda state verb (yani -ing takısı almayan veya 'continuous tense' ler de kullanılamayan) fillerdir. Bunlar için kendi geliştirdiğimiz bir formül:

These flowers smell beautiful.
I am smelling fresh air.


Cümlelerini düşünelim; Yardımcı fiil ve Smell fiilini cümleden kaldırıp yerine " to be" fiilinin uygun halini yerleştirelim. sonuçta şunu elde ederiz;

These flowers are beautiful.
I am fresh air.


Görüldüğü gibi 2. cümle oldukça anlamsızdır. İşte "to be" fiili kullandığımız da eğer ortaya çıkan yeni cümle anlamlıysa; bu cümlede smell ve taste fiilleri "-ing" takısı alamaz yani continuous bir tense te kullanılamaz.
Saygılarımla.




* İPUCU 19*


The Problem:
İngilizcede cümle dizilişi nasıldır?


The Tip:
İngilizce cümle dizilişini SVOPT olarak formüle etmenin teknik olarak kolaylık sağlayacağını düşünüyorum. Siz ne dersiniz?...
SVOPT = SUBJECT(ÖZNE) + VERB(FİİL) + OBJECT(NESNE) + PLACE(YER) + TIME(ZAMAN).




* İPUCU 20 *


The Problem:
Neden home kelimesinin başına the gelmez?
go home.
come home


The Tip:
Çünkü home = the house demek olduğu için.




* İPUCU 21 *


The Problem: Neden otobüsler için 'on', otomobiller için 'in' kullanılıyor?
Get on the bus. Get in the car.


The Tip: 'On' otobüs ve tren gibi üzerinde dik olarak ayakta durabileceğimiz ve yürüyebileceğiniz araçlar için kullanılıyor. 'In' ise içine eğilerek girebileceğiniz ve dik duramayacağınız otomobiller için kullanılıyor. İpucunun bu olduğuna inanıyorum.

İngilizce öğrenmek için püf noktaları



Aşağıda İngilizceyi orta düzeyde bilenler için yararlı olacağına inandığım ve kitaplarda kolaylıkla bulunamayacak bazı bilgiler yer almaktadır. Bu kullanım kolaylıkları İngilizce gramer sisteminde yer almasına rağmen gerek yerli ve yabancı kitap yazarları gerekse İngilizce öğretmenleri bu konulara fazla değinmezler. Bunların bazılarına aşağıda yer verilmiştir.
Sizlere yararlı olması inancımla.

Ezberlemeden Mantığı ile Kelime Türetme

Aşağıdaki bilgiler İngilizceyi orta düzeyde bilenler için verilmiştir.

1. Fiillerden isim yapma swimming pool yüzme havuzu
2. Fiillerden sıfat yapma broken heart kırık kalp
3. Sıfatlardan fiil yapma to get fat şişmanlamak

Burada yer alan bilgilerin amacı İngilizce eğitimi alanların yıllarca ayrı ayrı ezberlemek zorunda kaldıkları ama aslında tek bir mantık ve sadelikle zaten farkında olmadan bildikleri bazı gerçeklerin hiçte sanıldıkları kadar ürkütücü olmadıklarını göstermektedir.

Her gün kullandığımız,

kızarmış tavuk
fried chicken
kırık sandalye broken chair
oturma odası living room
yüzme havuzu swimming pool

gibi kelimeler teker teker ezberlenmek yerine orjinal fiilleri sayesinde türetilirler. Bu sayede yüzlerce yeni kelimeye hiç bir çaba harcamadan ve en önemlisi ezberlemeden ulaşırız.

Eğer sözlükte kırık sıfatını aramak istersek karşımıza " broken " kelimesi çıkar ve bizde sanki onu özel bir kelimeymiş gibi algılarız oysa farkında olmadan zaten o kullanımı biliyoruzdur ama böyle bir yapının ne olduğu ve nasıl ortaya çıkabileceğini bilmediğimizden de zaten bildiklerimizi tekrar ezberlemek gibi bir tutuma gireriz.


Ving Yapısının İsim Olarak Kullanımı

Her fiilin tek başına Ving hali fiilin eylem özelliğini kaybettirerek onu fiilden türeyen bir isim haline sokar ve orjinal bir isim gibi Türkçeleşir. Bu kullanım özelliği yüzlerce yeni kelimeyi bize hiç çaba harcamadan otomatikman bilme yeteneği katar. Aşağıda yer alan tamlamaları dikkatlice inceleyerek aynı mantığa varmaya çalışın.

Dancing school dans okulu

Finishing line bitiş çizgisi

Freezing point donma noktası

Living room oturma odası

Openning speech açılış konuşması

Ving yapılı isim farklı kelime ile birleşip yeni anlamlı başka bir tamlama ortaya çıkarabilir. Bu durum genellikle Ving yapısının ikinci kısım olması ile elde edilir.

Air-conditioning klima

Body-building vücut gelittirme

Brain washing beyin yıkama

Central heating merkezi ısıtma

Dry cleaning kuru temizleme

1. Copper minning is indispensable to the economy of that region.

Bakır madenciliği o bölgenin ekonomisi için vazgeçilmezdir

2. Smoking is a terrible habit.

Sigara içmek kötü bir alışkanlıktır

3. Playing tennis in Turkey is very expensive.

Türkiye’de tennis oynamak çok pahalıdır

4. Swimming is a good sport.

Yüzme iyi bir spordur

V3 Yapısının Sıfat Olarak kulanımı

Fiillerin tek başına V3 hali, o fiilin eylem özelliğini kaybettirerek onu fiilden türeyen bir sıfat haline sokar ve orjinal bir sıfat gibi Türkçeleşir. Bu kullanım özelliği bize yüzlerce yeni kelimeyi hiç çaba harcamadan otomatikman bilme yeteneği katar.

Fiillerin üç hali vardır. Daha evvel isimlerin “ çoğul yapılma kurallarında “ da incelendiği gibi isimler - sıfatlar ve fiiller düzenli ( belirli bir kurala göre türetebilen ) ve düzensiz ( belirli bir kurala göre türetilemeyip ayrı ayrı bilinmek zorunda olunan) yapıda karşımıza çıkarlar. Fiillerin üç hali düzenli fiillerde sonlarına ed eki almalarıyla düzensiz fiillerde ise ayrı ayrı bilinmek suretiyle kullanılırlar. Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz.

break broke broken

steal stole stolen

marry married married

fry fried fried

paint painted painted

1. hal 2. hal 3. Hal

Şimdi fiillerin eylem anlamları bir kenara bırakılarak onların sıfat anlamları incelenirse,

to break kırmak to be broken kırık

to steal çalmak to be stolen çalıntı

to marry evlenmek to be married evli

to fry kızartmak to be fried kızarmış

to paint boyamak to be painted boyalı

1. He is married to an American.

Bir Amerika’lı ile evli

2. It is illegal to buy a stolen ring.

Çalıntı bir yüzük almak kanun dışıdır

3. It is forbidden to park here.

Buraya park etmek yasak

4. He is known very mean in the town.

Kasabada çok cimri biliniyor

    Sıfatlardan Fiil Yapılması

Bilindiği gibi sıfatların çekim alması sadece “ to be “ cümlelerinde gerçekleşebilmektedir. Yani bir eylem gibi ele alınıp çekimlenemezler.

    I am fat şişmanım

    I was fat şişmandım

Oysa Türkçe Gramerinde karşımıza sıfatlardan türeyerek eyleme dönüşen ve bunun sonucunda eylem cümlelerinde kullanılan bir çok kelime çıkar.

    şişman olmak şişmanlamak

    Kızgın olmak kızmak

    Sıcak olmak ısınmak

    Pahalı olmak pahalılaşmak

Aynı durum İngilizce Grameride de karşımıza çıkarak aynen Türkçede olduğu gibi sıfatlar fiil yapısında kullanılabilirler. Bir sıfatı fiilleştirmek için önüne “ get “ getirilir ve sıfatlar artık oluş cümleleri yerine sıfat özelliklerini bir kenara bırakarak eylem cümlelerinde çekim alırlar. Aşağıdaki örneklerde sıfatların nasıl fiil haline geldiklerini dikkatlice inceleyin.

    to be fat şişman olmak to get fat şişmanlamak

    to be angry kızgın olmak to get angry kızmak

    to be hot sıcak olmak to get hot ısınmak

    to be dark karanlık olmak to get dark kararmak

    to be better daha iyi olmak to get better iyileşmek

    to be cold soğuk olmak to get cold soğumak

    She wants to get fat.

    Şişmanlamak istiyor

    I don’t want you to go out after it gets dark.

    Hava karardıktan sonra dışarı çıkmanı istemiyorum

    Whenever I see him, I get crazy.

    Her ne zaman onu görsem, çıldırıyorum

    Life gets difficult every day litle by litle.

    Hayat her gün azar azar zorlaşıyor

İngilizce Akış Şeması

Aşağıdaki bilgiler İngilizceyi orta düzeyin üzerinde bilenler için sadece fikir vermesi açısından verilmiştir.


Kategoriye göre:

OLUŞ CÜMLELERİ EYLEM CÜMLELERİ

I am a student Present Tense She swims everyday
I was a student Past Tense She swam yesterday
I will be a student Future Tense She will swim tomorrow
I have been a student Present Perfect Tense She has swum for two days
I had been a student Past Perfect Tense She had swum for two days

Tobe Çekimi Eylem Çekimi


İngilizce içinde ana başlık olarak iki tip cümle vardır ve bu iki tip cümle 5 ana zamanda konuşulur.


Yapılışına göre:

TO BE ÇEKİMİ EYLEM ÇEKİMİ

Oluş tobe + isim to V
tobe + sıfat
Continuous tobe + Ving
Passive Voice tobe + V3


I am swimming I am taken
I will be swimming I will be taken
I was swimming I was taken
I have been swimming I have been taken
I had been swimming I had been taken

tobe + Ving
tobe + V3


TOBE am was been
is were
are
V1 V2 V3


Bir cümle İngilizce gramerinde mutlak surette ya " tobe" yada "eylem" çekimi ile yapılabilir. Continuous ve passive voice cümleleri eylem cümleleri olmalarına rağmen to be ile yapılırlar.


Eylem Cümlelerinin İskelet Sistemi:

İngilizcede ana başlık olarak tek fiil, çok fiil ve başkasına yaptırılan iş adı altında üç cümle kuruluş iskeleti ve bunların altında da yüklem tipine göre üç alt başlık bulunur.( Bu tanım, kategori ve başlıklar ingilizce Gramerinde aynı adla ve izah tarzı ile yoktur. )

Yüklem tipi:

1) Kendilerinden sonra gelen fiile to aldıranlar want,refuse......

2) Kendilerinden sonra to aldırmadığından ikinci fiili Ving yapanlar
stop,enjoy,avoid......

3) Sonu pre. ile bittiği için ikinci fiili Ving yapanlar
give up,think of.......


Tek Fiil Çok Fiil Başkasına Yaptırılan İş

S V O S Vy to V O S Vy zamir to V O

S Vy Ving O S Vy zamir Ving O

S Vy pre. Ving O S Vy zamir pre. Ving O


I want I want to swim I want you to swim
I enjoy swimming I stop
you smoking
I think of
going I accuse you of stealing the money

y : yüklem
pre. : preposition
S : subject
V : verb
O : object


En küçük birim açıklama :

1) The girl in the garden Kelime grubu
2) The girl who wants to go Relative Clause
3) The girl smimming Gerund
4) The girl killed by Tom Passive


E.K.B açıklama


Sonuç olarak bir cümle ya oluştur yada eylem ve eylemse mutlaka yukarıdaki iskelet sistemi içinde kalan 7 adetten bir tanesidir.
Eylem cümlesini kendi tense'inde
" yor " larsanız continuous, edilgen yaparsanız passive voice cümleleri elde edersiniz.

İngilizce Günlük Konuşmalar


*On The Telephone*
Hello (Alo)
Michael residence (Michael'in evi)
This is John Black. (Ben John Black)
Mary, may I help you. (Ben Mary, yardımcı olabilir miyim?)
Mary speaking. (Ben Mary)
Who do you want to talk to? (Kiminle konuşmak isterdiniz?)
Who do you want to speak with? (Kiminle konuşmak istiyorsunuz?)
May I tell her who is calling? (Ona kimin aradığını söyleyebilir miyim?)
Whom shall I say is calling? (Kim arıyor diyeyim?)
Let me page her. (Onu çağırayım.)
Just a second, I have another call. (Bir saniye, hatta başka biri var.)
Hang on a moment. (Bir saniye bekleyin.)
Hung on a second. (Bir saniye bekleyin.)
For whom are you holding? (Kiminle konuşmayı bekliyordunuz?)
Are you being helped? (Size yardım ediliyor mu?)
He is not in, would you like to call back? (Şu an burada değil, tekrar aramak ister miydiniz?)
He isn't available. Can I take a message? (Burada değil. Not alabilir miyim?)
Could I take a message? (Not alabilir miyim?)
I really have to go now. (Kapatmam lazım)
Can I call you back? (Seni daha sonra arayabilir miyim?)
Can we continue this later? (Konuşmaya daha sonra devam edebilir miyiz?)
What is the area code for New York? (New York'un bölge kodu nedir?)
I can't get through this number. (Bu numaraya bağlanamıyorum.)
This telephone is out of order. (Bu telefon çalışmıyor.)
There is a probelem with the lines. (Hatlarda bir problem var.)
The number is busy. (Numara meşgul)
The number can't be reached at the moment. (Numaraya şu an ulaşılamıyor.)
*business*
(iş meseleleri)
BAŞVURU FORMLARINDA
Name (İsim)
Phone (Telefon)
Address (Adres)
Preious occupation (Önceki iş)
Income level (Gelir düzeyi)
Sex (Cinsiyet)
Gender (Cinsiyet)
Religion (Din)
DOB (Doğum tarihi)
Place of birth (Doğum yeri)
SSN (Sosyal güvenlik numarası)
Marital status (Medeni durum)
Account number (Hesap numarası)
Race (Irk)
Ethnic gruop (Etnik grup)
Age (Yaş)
What is the salary (Maaş ne kadar)
Is it part time or full time? (Tam gün mü yoksa yarım gün mü?)
What are the benefits? (Yan ödemeler nasıl?)
What are the hours? (Çalışma saatleri nelerdir?)
What are your qualification? (Ne gibi özellikleriniz var?)
What is your degree in? (Dereceniz nedir?)
May I see your resume? (Özgeçmişinize bakabilir miyim?)
Why did you leave your last job? (Son işinizden niye ayrıldınız?)
I'd like to file a complaint. (Bir şikayette bulunmak istiyorum.)
I know the work from A to Z. (İşle ilgili herşeyi biliyorum.)
It is not in my job description. (Bu benim iş tanımımın içinde yer almıyor.)
*Money (Para Meseleleri)*
I'd like to apply for a loan. (Kredi için başvurmak istiyorum.)
I'd like to mortgage my home. (Evimi ipotek ettirmek istiyorum.)
I'd like a variable interest rate mortgage. (Değişken faiz oranlı ipotek istiyorum.)
Do you provide balloon loans. (Balon kredileriniz var mı?)
I'd like to open a savings account. (Tasarruf hesabı açtırmak istiyorum.)
I'd like close out my savings account. (Tasarruf hesabı kapatmak istiyorum.)
I'd like to purchase a certificate of deposit. (Yatırım belgesi almak istiyorum.)
Where is teh automatic teller machine? (Bankamatik nerede?)
Press your PIN number here. (PIN numaranızı buraya girin.)
Enter your personal identification number. (Kişisel kimlik numaranızı girin.)
Tens and twenties please. (Onluk ve yirmilik olsun lütfen.)
I'd like to cash a check. (Bir çek bozdurmak istiyordum.)
I'd like to make a deposit. (Mevduat yaptırmak istiyorum.)
I'd like to transfer money into my savings account. (Tasarruf hesabıma para havale etmek istiyorum.)
I'd like to make withdrawal. (Para çekmek istiyorum.)
What is the interest rate? (Faiz oranları nedir?)
I'd like to buy some foreign currency. (Biraz döviz almak istiyorum.)
Do you have bank by mail? (Posta yoluyla işlem yapabilir miyim?)
Can you give me a new banking card? (Bana yeni bir banka kartı verir misiniz?)
I need some change. (Biraz bozuk paraya ihtiyacım var.)
I need a roll of quarters. (25 centlik bozuk para istiyorum.)
You are overdrawn. (Hesabınızdaki miktardan daha fazla para çekmişsiniz.)
*Health (Sağlık)*
She looks like a million bucks. (Çok sağlıklı görünüyor.)
I feel like a million dollars. (Kendimi çok iyi hissediyorum.)
I'm fresh as daisy. (Kendimi çok zinde hissediyorum.)
He's healthy as a horse. (Sağlık durumu çok iyi)
You are fit as a fiddle. (Turp gibisin.)
She looks tired. (Yorgun gözüyüyor.)
You look like a hell. (Berbat görünüyorsun.)
He's a sight. (Pasaklı görünüyor.)
You look like you've been to hell and back. (Çok paspal görünüyorsun.)
Are you all right.? (İyi misin?)
Do you feel all right? (Kendini iyi hissediyor musun?)
You look flushed. (Heyecanlı görünüyorsun.)
You look pale. (Solgun görünüyorsun.)
You are white as a ghost. (Hayalet gibi görünüyorsun.)
I am allergic to dogs. (Köpeklere alerjim var.)
I am allergic to polen. (Çiçektozlarına alerjim var.)
I have hayfever. (Saman nezlem var.)
My nose is stuffed up. (Burnum tıkalı.)
I can't breathe. (Nefes alamıyorum.)